Hiçliğin Ortasındaki Prada'dan İstanbul Bienali'ne

Sanatçı ikilisi Elmgreen&Dragset (hmm bu isimleri nereden tanıyoruz?) 2005 yılında Teksas, Marfa'ya 30 KM mesafede, otobanın üzerinde bir Prada mağazası inşa ettiğinde projeleri çok ilgi çekmiş birçok da tartışma yazısına konu olmuştu. [caption id="attachment_9856" align="aligncenter" width="488"]

prada marfa

Sanatçı ikilisi Elmgreen&Dragset (hmm bu isimleri nereden tanıyoruz?) 2005 yılında Teksas, Marfa’ya 30 KM mesafede, otobanın üzerinde bir Prada mağazası inşa ettiğinde projeleri çok ilgi çekmiş birçok da tartışma yazısına konu olmuştu.

prada marfa contributed by sarah smith

Fotoğraf: Sarah Smith

Teksas belki zengindi ama bir moda başkenti değildi hele onun içindeki 20bin nüfuslu Marfa kenti hiç değildi. Sonra bu bir reklam mıydı? Otobana sanat kisvesi altında yerleştirilmiş irice bir billboard muydu? Ki bu konuyu bir ara otoriteler de böyle değerlendirmişti. İçindekiler gerçek Prada ürünleri miydi? O çantalar, binlerce dolarlık çantalar ve ayakkabılar… Ne kadar kalacaktı? Mesela vandallığa kurban giderse kim onun yaralarını saracaktı? Kim onu Milano ya da Paris’teki bir Prada mağazası gibi yıkayıp, yağlayacaktı, parlatacaktı? Hiç gerçek bir mağaza olarak faaliyete geçecek miydi?

lizette kabré

Fotoğraf: Lizette Kabré

Hiçliğin ortasındaki bir Prada dükkanı ilk gördüğünüz anda gerçekten bir film şeridi gibi birçok farklı konuyu arka arkaya düşündürten bir “land art” projesi. Açık mıdır acaba? Açıksa kim alışveriş edecek, Kovboylar mı? Burada çalışan bir insanın günü nasıl geçerdi ki? Mağazadan çıkıp biraz hava almak istesen tarlada mı yürüyeceksin? Ayağında birkaç bin Dolarlık Pradalar’ın mı olacak? Yalnız böyle bir yerde bile Prada mağazası ne şık durmuş. Acaba beynin şartlanması mı? Yoksa Prada’nın logosunun ve mimarisinin gerçekten zamansız bir güzelliği mi var? Ne kadar farklı hayatlar değil mi? Burada yaşayan insanlar belki Prada nedir bilmiyorlardır bile. Acaba günlerce ne zaman açılacak diye beklemişler midir? Acaba burası bir alışveriş destinasyonuna dönüşecek diye ummuşlar mıdır? İnsanların günlük hayatlarındaki gerçekler ne kadar farklı değil mi? Paris’te moda düşkünü bir kadın ya da adam bugün Prada’nın yeni sezon koleksiyonuna bakayım diye plan yaparken, Marfa’daki bu sabah ekinleri süreyim, sığırları otlatayım diyor belki (bizdeki öküz/ineklerin de Amerika’ya gidince bir anda sığır olması…). Belki bu iki dünya bu enstelasyon sayesinde kesişecek. Marfa’nın yerlisi de geliyor eseri görmeye, New Yorklu sanat ve moda aşığı biri de. Önünde durup esere bakarken kafalarında çok farklı düşünceler geçecek.

Herkesin günlük hayatta yaşadıkları, deneyimleri, sevinçleri, üzüntüleri, emekleri, aslında hepsi birer noktacık ve bu noktalar birleşerek geleceğe doğru bir zaman çizgisi oluşturuyoruz, hiçbirimizin yaptığı bir diğerimizinkinden önemli değil.

prada marfa by lizette kabré

Michael Elmgreen ve Ingar Dragset Prada Marfa’yı kurarken, fotoğraf: Lizette Kabré

Aslında eserin çıkış noktası Michael Elmgreen ve Ingar Dragset’in daha önce New York Chelsea’de bir galeri için hazırladıkları “Coming Soon Prada” yerleştirmesi. O yıllarda SoHo’nun alternatif tavrı çok “cool” ve popüler olunca sanatla yaşayan bölgeyi “cool” olmak isteyen markalar basıyor. Bir anlamda bizim markaların bir dönem Galata ve Tünel bölgesinde yapmaya çalıştıkları gibi. SoHo’nun galerileri de Chelsea’ye göç ediyor. Elmgreen ve Dragset de Chelsea’ye aynı tüketim çılgınlığını götürüyor bir anlamda. İnsanlar da “heh, buraya da geldiler” diyor. Sanatçı dünyası markaları küçümsüyor çünkü. Bir taraftan da eserleri koleksiyonlara girmeye başlamış olanları zenginleştikçe bu markaların müşterileri haline geliyor. Moda dergilerine en kıymetli vintage Pradaları ile poz veriyorlar. İşte bu ikilemi zamanın ruhuna uygun olarak harika yansıtıyor Elmgreen ve Dragset’in çalışması. Sonra sanat fonlaması alanında ileri görüşlü işlere imza atan “Art Production Fund” oluşumu, Marfa’daki merkezleri Ballroom Marfa aracılığı ile projenin farklılaşarak Marfa’ya taşınmasına ön ayak oluyor.

prada marfa 3

Fotoğraf: Thessaly La Force, vogue.com

Prada’nın konuya dahil olması ise herhangi bir sipariş üzerine olmuyor. Prada zaten sanata destek veren bir marka, logosu zamansız ve adı global anlamda çok tanınıyor. Sanatçılar da belki bu düşüncelerle bu markada karar kılıyorlar. Sonra Prada da konuya sıcak bakıyor. Beni neden tüketim çılgınlığının sembolü haline getirdiniz diye alınganlık yapmıyor. O senenin koleksiyonundan ürünler veriyor Prada Marfa’ya.

jarrpd hartwig (2009)

Fotoğraf: Jarred Hartwig

Eserin bulunduğu arsa ise Boyd Elders isimli, içinde bulunduğu bölgenin toprak sahibi olan bir çiftçi tarafından bağışlanıyor. Açılışına sadece sanatçının birkaç New Yorklu dostu ile bölgenin yerlilerinden sayılı insan katılıyor ama yıllar içinde Beyoncé ve Chiara Ferragni gibi tanınmış insanların da ziyareti ile ikonik bir moda/sanat durağı haline geliyor Prada Marfa. Tabii hazır yolu açılmışken bu fikirden yararlanmak isteyenler oluyor. Mesela yakınlarına Playboy, tavşanlı dev bir Playmate logosu koyuyor. Bu noktada işin çığrından çıkmaması için Playboy çalışması kaldırılıp Prada Marfa da özel bir sanat alanı tahsisi ile farklı konumlandırılıyor. Yıllar içinde birçok vandalın hatta hırsızların izlerini de taşıyarak bugünlere ulaşıyor. Büyük hasarlar hariç onarılmıyor ve zaman içinde geçireceği birçok değişikliğe açık olarak kendi haline bırakılıyor.

15. İstanbul Bienali

15. İstanbul Bienali Billboard çalışması

İşte tüketim toplumu ile ilgili kafada sayısız düşünceye neden olan bu “land art”ın eser sahipleri şimdi 15. İstanbul Bienali’nin küratör ikilisi olarak karşımıza çıkıyorlar. Michael Elmgreen ve Ingar Dragset’in çağdaş sanat tarihine kazınan birçok çalışması var. “İyi Bir Komşu” başlıklı Bienal için bir araya getirecekleri sanatçılardan tutun da billboard çalışmalarına kadar şehir için harika bir fırsat olacağı kesin. Amerikan “Newsweek” tarafında “2017’de uğruna seyahate çıkmaya değecek beş sergiden biri” olarak gösterilen Bienal, 16 Eylül – 12 Kasım tarihleri arasında hepimizi ziyaretine bekliyor.

çağla bingöl