Ömer Pekin’in Prosedürel Gerçekliği

Size bir önerim var: Ömer Pekin'in bu hafta başlayan ve 17 Şubat'a kadar sürecek, Galata Rum Okulu'ndaki "Prosedürel Gerçeklik" isimli sergisini gezmelisiniz. Kendisine sorduğunuz zaman "Prosedürel Gerçeklik” isimli enstalasyon; insan boyutlarında, izleyicilerin etrafında gezinebildiği, neredeyse içine

Ömer Pekin - Photo Credit_Dursun Şahin - Image-06 copy

Size bir önerim var: Ömer Pekin’in bu hafta başlayan ve 17 Şubat’a kadar sürecek, Galata Rum Okulu’ndaki “Prosedürel Gerçeklik” isimli sergisini gezmelisiniz.

Kendisine sorduğunuz zaman “Prosedürel Gerçeklik” isimli enstalasyon; insan boyutlarında, izleyicilerin etrafında gezinebildiği, neredeyse içine girerek deneyimleyebileceği özgün cam objelerden oluşuyor. Cam objelerin üzerine ikincil bir katman olarak yansıtılan dijital resimler objelerin ruhu olarak işlev görüyor ve onllarla etkileşime geçiyor.” olarak kısaca anlatıyor. Ve ekliyor “Bu durumda izleyicinin bir resmin içine girmeyi deneyimleyebilmesi ve içine girdiği mekanın bir parçası olduğunu alışılmışın dışında algılayabilmesi amaçlanıyor.”

Ömer Pekin - Photo Credit_Dursun Şahin - Image-03 copy

Aslında amaçlayan kendisi. Çünkü Ömer Pekin aslen mimar. Şu an Türkiye’de babası, ünlü mimar Şevki Pekin’in ofisinde çalışıyor. Önce Viyana’da mimarlık okumuş. Sonra Los Angeles’da yüksek lisans ile devam etmiş. Bir süre de orada çalışmış. Bu nedenle de mekan olgusu onu daha farklı ilgilendiriyor tabii.  Tüm bu anlattıklarımın en güzel tarafı ise bu sanat çalışmaları aslında onun mimarlıkta yaptıklarının ve yapmak istediklerinin bir laboratuvarı gibi.

Ömer_Pekin_Prosedürel_Gerçeklik

Ömer Pekin (kendisini fotoğraf bahanesi ile kör etmeye çalıştık.)

Yani kendi yaptığı yazılımlarla cam heykellerin üzerine yansıttığı desenleri aslında bir gün gerçek materyallerden binaların üzerine uygulamak istiyor. Hatta (insider info olsun) başlamış bile.

Bence serginin bir diğer güzel tarafı ya da şu an kısa dönemli bize kalan güzel tarafı, içine soktuğu ruh hali. Galata Rum Okulu’nun büyük salonunun içine sanki gelecekten bir şehir kurmuş. Tüm bina suretlerinin sürekli hareket eden kendi sesleri ve desenleri var (sesleri arkadaşı Ekin Cengizkan ile çalışmışlar). Hem optik ve hem de ses olarak sizi etkisi altına alıyor ve sanki devmişsiniz ve gökdelenlerin arasında yürüyormuşsunuz gibi hissettiriyor.

Eğer dijital sanatların bize yaşatmak istediği interaktif bir deneyimse ben bunu Prosedürel Gerçeklik sergisinde daha çok anladım. Şu an adını vermekten utandığım daha önceki iddialı bir sergiden daha çok…

O nedenle, sergi zamanı da kısıtlı ama, size de öneriyorum. Şiddetle kelimesini sevmiyorum ama içten öneriyorum. Bir kere gözleriniz açık dolaşın bir kere de kapalı. Buradan Galata Rum Okulu’nun saatlerini ve sergi detaylarını öğrenebilirsiniz. Sonra isteseniz hislerinizi bana yazabilirsiniz. Adresi veriyorum: cagla@troppodonna.com

çağla bingöl